Sculptra Gerçekten Etkili Mi?
YAZAR

Duydum ki…” güzellik sohbetlerinde, özellikle de uzaktan dinlenenlerde, en çok ilgiyi uyandıran cümledir. Sabahın erken saatlerinde bir kafede sıradan yaz planları konuşulurken, iki masa öteden gelen bir cümle dikkatleri anında üzerine çeker: “Bir doktor, yüz germe ameliyatından önce bir yıl boyunca Sculptra yaptırmış.” Birkaç dakika sonra bir başka söylenti gelir kulağa: “Bir ünlü, karın kaslarının her yerine Sculptra enjekte ettirmiş.”
Bir süre önce yalnızca belli çevrelerde bilinen bu enjekte edilebilir madde, yeniden yükselişte. Artık yalnızca klasik dolgu değil; bir “biyostimülatör” olarak anılıyor. Sculptra, cildin zamanla azalan kolajen üretimini yeniden harekete geçiren bir madde. Temel bileşeni, genellikle dikiş ipliklerinde de kullanılan poli-L-laktik asit. İlk olarak, yüz bölgesindeki hacim kayıplarını tedavi etmek için onay almıştı. Zamanla, daha dolgun, sıkı ve canlı bir görünüm arayışındaki kullanıcılar arasında popüler hale geldi.
Sculptra, cildin derin katmanlarındaki fibroblastları uyararak kolajen üretimini artırır. Bu sayede cilt, doğal bir biçimde sıkılaşır ve elastikiyet kazanır. Uzmanlara göre, yüzün özellikle şakak ve yanak bölgesinde yaşla birlikte oluşan hacim kayıplarına karşı etkili bir çözüm sunabiliyor. Cildin daha dolgun görünmesini, yüz hatlarının yumuşamasını ve genel olarak daha “dinlenmiş” bir ifade kazanmasını sağlayabiliyor.
Ancak asıl dikkat çeken nokta, bu ürünün klasik dolgu maddelerinden farklı olarak yalnızca bir “hacim kazandırıcı” değil, aynı zamanda uzun vadeli bir doku yenileyici olması. Etkisi, haftalar içinde değil aylar içinde ortaya çıkıyor ve genellikle birkaç seans uygulama gerektiriyor. Cildin yeniden yapılanma süreci, bireyin yaşına, yaşam tarzına ve cilt yapısına göre değişiklik gösterebiliyor.
Sculptra’nın yeniden popüler hale gelmesinin bir diğer nedeni, sosyal medyada sıkça paylaşılan dönüşüm hikâyeleri. Daha doğal ve uzun vadeli sonuçlar vadetmesi, onu klasik dolgu uygulamalarına bir alternatif haline getiriyor. Bazı uzmanlar, bu yöntemin yalnızca yüz bölgesinde değil, vücudun farklı alanlarında da — örneğin göğüs, kalça veya uyluklarda — kullanılabileceğini belirtiyor.
Elbette her yöntemin sınırları var. Sculptra geri dönüşü olmayan bir ürün; yani uygulama yapıldıktan sonra, sonuçları tamamen ortadan kaldırmak kolay değil. Ayrıca etkilerini görmek için sabır gerekiyor; sonuçlar genellikle üç ila dört ay sonra belirginleşiyor. Bazı bölgelerde — özellikle göz altı gibi hassas alanlarda — nodül ya da şişlik oluşma riski nedeniyle kullanılmaması öneriliyor.
Bazı uzmanlar, ürünün aşırı veya yanlış kullanımının gelecekteki estetik işlemleri zorlaştırabileceğini düşünüyor. Özellikle yüz germe operasyonu gibi cerrahi müdahalelerde, önceden yapılmış Sculptra uygulamalarının dokunun doğallığını etkileyebileceği belirtiliyor. Bu nedenle uygulamanın, deneyimli ve yetkili profesyoneller tarafından, kişiye özel bir plan dahilinde yapılması öneriliyor.
Sonuç olarak Sculptra, güzellik dünyasında yeni bir sayfa açmış değil, ama eskisinden çok daha fazla dikkat çekiyor. Cildi içeriden güçlendirme vaadi, doğal sonuç arayanlar için cazip bir seçenek sunuyor. Ancak her trend gibi, bu da ölçülü ve bilinçli uygulandığında etkili. Uzmanların vurguladığı gibi, “her şeyin bir yeri ve zamanı var.”

























































































