Trump Tarifeleri Fransız Güzellik Sektörüne Zarar Veriyor
YAZAR

ABD’nin uygulamaya koyduğu yeni gümrük vergileri, Fransız güzellik ve kozmetik sektörünü derinden etkileyecek. Donald Trump’ın başkan seçilmesinin ardından geçen bir yıl içinde, Fransa’daki sektör temsilcileri bu gelişmenin sonuçlarını daha net görmeye başladı. Fransız Güzellik Derneği (Fédération des Entreprises de la Beauté – FEBEA), Asterès adlı araştırma kuruluşuna yaptırdığı çalışmayla, 2026 yılı itibarıyla yürürlüğe girecek gümrük vergilerinin sektöre olan etkilerini ayrıntılı şekilde ortaya koydu.
Fransa için kozmetik ve parfüm sektörü, havacılıktan sonra en büyük ikinci ihracat alanı olarak öne çıkıyor. Ülke, 2024 yılında yalnızca ABD’ye yaklaşık 3 milyar avroluk güzellik ürünü ihraç etti. Bu ürünlerin yaklaşık yarısı parfümlerden oluşuyordu. Fransa açısından ABD pazarı son derece stratejik bir konuma sahip; çünkü Fransız markalarının küresel başarısında bu ülke büyük rol oynuyor. Ancak 2025 yılıyla birlikte tablo değişmeye başladı. ABD, Avrupa’dan gelen ürünlere yeni gümrük vergileri getirdi.
28 Temmuz 2025’te kozmetik ürünlerine yüzde 15 gümrük vergisi uygulanmaya başlandı. Ardından 19 Ağustos 2025’te kozmetik ambalajlarında kullanılan metal bileşenlere yüzde 50 oranında ek vergi getirildi. Buna doların euro karşısında değer kaybetmesi de eklendiğinde, Fransız ihracatçılar için rekabet koşulları daha da zorlaştı. Asterès’in modellemesine göre bu gelişmelerin sonucu olarak 2026 yılında Fransa’nın ABD’ye yaptığı kozmetik ihracatı yüzde 21 oranında düşecek. Bu da yaklaşık 620 milyon avroluk satış kaybına denk geliyor.
İhracattaki bu düşüş, doğrudan istihdamı da ciddi biçimde etkileyecek. FEBEA’nın açıklamasına göre, kozmetik sektöründe 2. 700 doğrudan işin ortadan kalkması bekleniyor. Buna tedarik, lojistik, ambalajlama ve iletişim gibi alanlarda çalışan 8. 200 dolaylı istihdam da eklendiğinde, toplamda 10. 900 kişinin işini kaybetme riski bulunuyor. Fransız güzellik sektörü istihdam açısından oldukça geniş bir ekosisteme sahip; sektördeki her bir doğrudan istihdam ortalama üç dolaylı işe kaynak sağlıyor.

Bu nedenle yaşanacak küçülme sadece fabrikaları ya da üretim tesislerini değil, tüm değer zincirini etkiliyor.
2024 yılında Fransız kozmetik sektörü ABD karşısında 2,4 milyar avroluk ticaret fazlası elde etmişti. Üstelik sektörün genel ihracat hacmi 35,6 milyar avro seviyesine ulaşmıştı. Bu rakamlar, kozmetik endüstrisinin Fransa ekonomisi için ne kadar kritik olduğunu açıkça gösteriyor. Ancak yeni vergilerle birlikte, bu başarı öyküsünün zedelenme riski doğmuş durumda. 2025’in ilk yarısında ihracatta yaşanan yüzde 12,7’lik düşüş, bu olumsuz tablonun ilk sinyallerini veriyor.
Bu düşüşün temel nedeni, büyük markaların 2024 sonunda olası vergi artışlarını öngörerek stok yapmaları. Yani 2025’in başında görülen keskin düşüş, ihracatın bir kısmının bir önceki yıla kaydırılmış olmasından kaynaklanıyor.
Fransız güzellik sektörü sadece bir ihracat motoru değil, aynı zamanda ülkenin kültürel kimliğinin bir parçası olarak kabul ediliyor. Parfüm, cilt bakımı ve makyaj ürünleriyle dünya çapında tanınan Fransız markaları, “Made in France” etiketiyle kalite, zarafet ve lüksün sembolü haline geldi. Bu nedenle FEBEA, sektörü “Fransa’nın ekonomik egemenliğine ve uluslararası nüfuzuna katkıda bulunan endüstriyel ve kültürel bir amiral gemisi” olarak tanımlıyor. Ancak bugün bu güçlü konumun tehdit altında olduğu açık.
Kozmetik sektörünü zora sokan unsurlar sadece Amerikan vergileriyle sınırlı değil. Avrupa genelinde artan düzenlemeler, çevreye ve içerik şeffaflığına ilişkin sıkı kurallar, firmaların üretim maliyetlerini yükseltiyor. Ayrıca, Asya’dan gelen güçlü rekabet de Fransa’nın payını azaltma potansiyeline sahip. Kore ve Japonya merkezli markalar, yenilikçi formülleri ve uygun fiyat politikalarıyla dünya pazarında giderek daha fazla yer edinirken, Fransız üreticiler kalite ve gelenek vurgusuna dayalı konumlarını korumakta zorlanıyor.
Bunların yanında, ticaret engellerinin artması da tedarik zincirlerini kırılgan hale getiriyor. Özellikle ham madde ve ambalaj bileşenlerinin küresel tedarikinde yaşanan sıkıntılar, üretim süreçlerini yavaşlatıyor. Tüm bu koşullar birleştiğinde, Fransa’nın güzellik sektörü büyük bir baskı altında kalıyor.

FEBEA bu olumsuz tablo karşısında harekete geçti ve “Güzellik Endüstrisi Paketi” adını verdiği bir acil eylem planı başlattı. Bu planın amacı, Avrupa ve Fransız yetkililerle birlikte sektörü yeniden güçlendirecek adımlar atmak. Dernek, karar vericilerden sektörün rekabet gücünü koruyacak araçlar sağlamalarını, gereksiz bürokratik yükleri azaltmalarını ve ihracatın önünü açacak destek mekanizmaları oluşturmalarını istiyor.
Aynı zamanda Avrupa genelinde kozmetik üreticilerinin küresel liderliğini sürdürebilmesi için ortak bir strateji oluşturulması hedefleniyor.
FEBEA’nın genel temsilcisi Emmanuel Guichard, yaptığı açıklamada “Bu şok karşısında seyirci kalamayız” diyerek sektörün dayanışma içinde hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Guichard, gümrük vergilerinin sadece ekonomik değil, kültürel bir tehdit de oluşturduğunu belirtti. Ona göre Fransız kozmetik endüstrisi, ülkenin dünya sahnesindeki yumuşak gücünün en önemli parçalarından biri. Eğer bu sektör zarar görürse, Fransa’nın uluslararası imajı da bundan olumsuz etkilenebilir.
Asterès’in raporu, ihracat düşüşünün sadece kısa vadeli bir dalgalanma olmayabileceğini, kalıcı etkiler yaratabileceğini de öne sürüyor. Gümrük vergilerinin uzun süre devam etmesi halinde, bazı üreticiler ABD pazarından tamamen çekilmek zorunda kalabilir. Bu da Fransa’nın pazar payını kaybetmesine, ABD’li tüketicilerin ise alternatif ülke markalarına yönelmesine yol açabilir. Böyle bir senaryo, Fransız kozmetiğinin yıllardır sahip olduğu prestijli konumu sarsabilir.
Öte yandan, doların değer kaybı ihracat gelirlerini düşürürken, üretim maliyetlerinin artması da kârlılığı sınırlıyor. Şirketler ya fiyatlarını artırmak ya da kâr marjlarından vazgeçmek zorunda kalıyor. Bu ikilem, özellikle küçük ve orta ölçekli üreticiler için büyük bir zorluk. Dev markalar finansal olarak bu fırtınayı atlatabilecek durumda olsa da, daha küçük oyuncular rekabet gücünü kaybedebilir.

Fransa’da kozmetik endüstrisi sadece üretimden ibaret değil; aynı zamanda bilim, tasarım, sanat ve pazarlama gibi alanları da kapsıyor. Üniversitelerden Ar-Ge merkezlerine, parfüm okullarından tasarım stüdyolarına kadar geniş bir ekosistemi besliyor. Bu nedenle sektörde yaşanacak her gerileme, yaratıcı ekonominin diğer kollarına da yansıyor.
Tüm bu gelişmeler ışığında, Fransız hükümeti ve Avrupa Komisyonu’nun sektöre yönelik destek politikalarını hızla güncellemesi bekleniyor. Çünkü kozmetik endüstrisi yalnızca ekonomik bir güç değil, aynı zamanda Fransa’nın kültürel mirasının ve yaşam tarzı anlayışının bir uzantısı. Parfümden makyaja, cilt bakımından moda iş birliklerine kadar uzanan bu endüstri, “Fransız dokunuşu” kavramının somut bir ifadesi olarak görülüyor.
Sonuç olarak, ABD’nin gümrük vergileri kısa vadede sayılarla ifade edilen bir ticari kayıp gibi görünse de, uzun vadede Fransa’nın ekonomik ve kültürel etkisini zayıflatma potansiyeline sahip. Sektör temsilcileri, bu tehdidi fırsata çevirebilmek için dayanışma, yenilikçilik ve diplomatik girişimlerin bir arada yürütülmesi gerektiği görüşünde birleşiyor. Şu anki koşullar zorlu olsa da, Fransa’nın asırlık güzellik geleneği ve markalarının yaratıcılığı, bu sınavı atlatmak için en güçlü dayanak noktası olarak görülüyor.

























































































